Zey ►Lütfen Bize Destek Olun !◄ SAYFAMIZI ZEY HAYRANLARINA ÖNERİN! HOŞGELDİNİZ.. Diğer taraftan 4. Kültürel gelişmeye de önemli katkılarda bulunmuştur.

KÖYÜMÜZÜN TARİHİ

Zey Köyü 1500′lü yıllarda büyük bir yerleşim merkezi olarak tarih sahnesinde yer almıştır. Köyümüz köyde yaşayan köy sakinleri sebebiyle gelişmiş bir yerleşim merkezi olarak .dikkat çekmektedir. O dönemde köyümüzün ismi zeg veya zek olarak anılmaktadır. 1519-1540 yılları arasında köyün nüfusunda fazla bir artış olmazken, 1540 yılında hızlı bir artışla üç mahallesi olan büyük bir

yerleşim birimi haline gelmiştir. Köydeki bu nüfus artışı iktisadi ve sosyal açıdan büyük avantaj sağlamıştır. Köyümüzde yer alan Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretlerinin türbesi köyümüzün nüfus bakımından gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.Bu zaviyenin yer aldığı “hizmet” isimli mahallenin çevresi hızla gelişmiş ve “kızılca mahallesi” ile “orta mahalle” isimli iki mahalle daha oluşmuştur. Bu mahallelerin oluşmasında dışarıdan gelen göç dalgası önemli olmuştur. Kızılca mahallesinde Behisnili(besni)17, Kahtalı 8, Malatyalı 10, Ayıntablı(Gaziantep) 4 ve ekrad’dan 5 olmak üzere toplam 44 hanenin buraya göç ettiği anlaşılmaktadır. Hizmet mahallesinde ise genellikle Vakfa hizmet edenlerin bulunduğu müşahede edilmektedir. Mahallede 18 Kahtalı(hizmetkar), 16 Malatyalı, 1 Şam yörüğü, 4 Gergerli, 11 Urfalı(ruhalı), 3 Dulkadirli ve 1 Behisnili olmak üzere toplam 20 yabancı menşeili hane bulunmaktadır. Orta mahallede ise 10 Behisnili, 8 Kahtalı, 14 Malatyalı, 4 ekrad ve 3 hizmetkar olmak üzere toplam 35 hanenin yerleştiğini görmekteyiz. Bu dönemde Zey Köyü 460 hane ve 243 Mücerredan’a (evlenme çağına gelmiş, iş güç sahibi erkek sayısı) ulaşmıştır. Bunlardan 206 haneyi Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretlerinin evladından olanlar teşkil etmektedir.(kaynak; Ömer KIRMIZI)

ŞEYH ABDURRAHMAN ERZİNCANİ

Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin, Safiyüddin Erdebeli'nin müridi ve halifesi olduğu kaynaklarda ifade edilmektedir. Safiyüddin Erdebeli, meşhur mutasavvıflardan olup Erdebil'de zaviye-nişin idi. İmam Kazım'ın neslinden olan bu zat hicri 735, miladi 1335 senesinde vefat etmiştir. Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin, Şeyh Hamidi (Somuncu Baba) ile tanışıklığı ve onunla sıhriyyet kurmuş olması kuvvetle muhtemeldir.

Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin kabri hakkında birçok rivayetler bulunmaktadır. Ancak en sağlam rivayet Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin kabrinin Zey Köyü'nde olduğu yönündedir. Murat'ın Bağdat seferi dönüşünde beraberinde bulunan, Bağdat yakınlarında "Erzin" adlı yerden zatın mezarı olduğu şeklinde bilgi ve rivayetler ileri sürülmektedir. Ancak Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin yaşadığı dönemle 4.Murat'ın Bağdat seferi dönüşü arasında bir buçuk asırlık zaman bulunmaktadır.

Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin Adıyaman, Behisni ve Malatya Darende'de mezarının vakıfları bulunmaktadır. Ancak bu kazalardaki vakıflardan söz edilirken Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin evlatlarından bilhassa Abdulgafur'dan sıkça bahsedilmektedir. Bu da Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin evlatlarının, zikrettiğimiz kaza ve nahiyelere yayılmış olabileceklerini göstermektedir. Köyümüzde bulunan Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin zaviyesi Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin evlatlarından olan Saru Şeyh tarafından inşa edilmiştir. Bu zaviyenin Zey köyünde bulunması buranın sosyal ve ekonomik yönden oldukça gelişmesine vesile olmuştur. Hatta zaviyeyi inşa ettiren Saru Şeyh, burada bir medresenin yapılmasına öncülük etmiştir. Medresenin giderleri de Alaüddevle Bey'in evlatlarından olduğu tahmin edilen Cafer Bey tarafından karşılanmıştır. Cafer Bey medresede öğrenim gören öğrenciler ile müderrislerin iaşelerinin temini için Samsat'a bağlı Karküne Köyü'nün tamam malikanesini Malatya Alaybeyisi Mehmet'ten satın alarak medreseye vakfetmiştir. Ayrıca zaviyenin gelirlerini artırmak için boş olan mezraaların hem ihyası hem de vakfa gelir getirmesi için Kilise Büki, Kuruçay ve Ankoz mezraalarının gelirlerinin bir kısmı vakfa intikal ettirilmiştir. Vakfiyeti de Anadolu kazaskeri Abdulkadir Çelebi Efendi ve ehl-i vukuf Müslümanların şahadetleriyle tasdik edilmiştir. Hicri 1227 tarihli bir fermanda Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin türbedarından bahsedilmesi, Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin Zey Köyü'nde medfun olduğunu göstermektedir. Bunu teyit eden vakıf defterinde ise buradaki hissenin Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri'nin mezarına ait olduğunu göstermektedir. (Kaynak: Hamza Gündoğdu, Dulkadiroğlu Beğliği Mimarisi, Ankara 1986 , s.13-15)

Başbakanlık Arşivinden alınmıştır. NİYET

(Aşağıda geçen olay Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri ile ilgili bir rivayettir.) Padişah Sultan Murat Bağdat’ı feth etmeyi düşünür. Hazırlıklarını tamamlarken paşalarıyla aralarında sele bi gonusma geçer.

- Padişahım asker gara yoluynan yorulur. Yol yiraktir.
- Belli pasa çare nedür ?
- Yolu kısaltmak gerektir sultanim, der. Padişahın da bi çara düşünün der. Vezirler paşalar düşünürler öbür gün padişaha deller ki "Padişahım askeri vapurunan Samsun'a, Samsun'dan gara yoluynan Bagdad'a götürebilirik derler. " Padişahın aklına yatar Sam'inan Bağdat arasında köylülere zarar vermemeg üçün hanlar yaptırır. Hekimhan, Çelikhan, Çiftehan, Böyükhan gibi hanlar hemeden yapılmaya başlanır. Sultan Murat bu hazırlıklardan sonra askerini ordusunu, otağını İstanbul’dan Samsun'a, Samsun'dan Adana'dan Diyarbekir arası gollar halinde endirir. Bösböyüg ordu atlar, askerler, heyvanlar Adıyaman Topraklarına doğru ilerlerken yiraktan yeşil yeşil asmalar, yüzün bağları görükür. Padişah beyaz atinin üstünde ele bi babayit görüküyorimis ki heç tanımayan biri bile baktığında "Ellehem Padisah bu" derimis. Padişahın iki tarafında beyaz beyaz sakallı bele hörmet telkin iden paşaları, vezirleri varimis. Paşalardan biri:
- Padişahım bu Adıyaman'ın Zey köyünde ulemadan değerli bir zat vardır. Derken padişah bakar ki bağların yakınında hatunun bir tanesi çocuğunu dövdüğünü görür. "Su hatunu bana tiz çağırın" der. Padişah:
- Hanim ne üçün döversin bu sabi sehsimi. Hatun yere diz çöker. Bir yandan yüzünü gözünün örterken der ki: Bu yazam bagi benim bagimdir. Daha esar tespiti yazılmamıştır. Vergisi yazılmayan bir bağdan yüzüm kopartmak haramdır der. Gendisini onun uçun dövdüm der. Yüzümü alıp baga attım der. Padisah pasalarina bakar.
- Fermanımdır burada zebzelerden alınan vergiyi kaldırdım der. Hakikat böyün maliyede mevcut defterlerin gayitlarinda yas meyve ve sebzelerden vergi alınır iken padişah fermaninnan bu vergi Adıyaman’dan galdirilmisdir. Ordu epeyce Adıyaman içlerinde gelmiştir. Padişah derki:
- Pasa sen bana ne sölemistin? Bir alimden mi bahsetmisdin. Pasa:
- Belli padişahım der. Şeyh Abdurrahman'i Erzincani deller bir alim zat var imis. Keramet ehliymiş. Padişah:
- Bi sınayalım öğreniriz demiş. Varmislar gonaklamislar. Ataslar yakılmış çadırlar kurulmuş, yemekler bismis. Padişah demiş ki:
- Bu şeyhi sinayacim tiz bana çağırın. Onlar şeyhi çağırmaya gettiginde Padişah ta diri bi adamı tabuta koydurur tabutu kapattırır. Tabi hersey şeyhe eyan olur. Şeyh gelir padişah hürmet eder tabiti barmaginnan gösterir derki. - Ölü niyetine mi? Yogsam diri niyetine mi? Padişah:
- Ölü niyetine der şeyh namazı gildirir, Namazdan sonra tabit açıldığında essaten de adamın öldüğü agnasilir. 4. Murat gendi gendine derki "Bu zat bizim Bagdad'i feth ecep etmeyeceğimizde bilir". Sabahran şeyhi alıp esgerlerin arasında gezmeye başlarlar. Şeyh askerlere bakar iken biraz ötece ati da genci de Zeif halsiz çok genç bi asker dikketini çeker. Barmaginnan işaret eder ora gideller. Padişah :
- Ecep Bağdat fethi bize müyesser ola mi? Şeyh, elinnen genç Osman’ın atini göstererek:
- Atlarınız ve askerleriniz bele kötü olursa feth edemezsiniz der. Bunun üstüne askerlernen atları bakıma alınır. Aradan bi kaç gün giden 4. Murat tekrar askerinin arasında sihnan gezer iken bakanlar ki genç Osman aslan gimin ati da şahlanmış etrafına dolanıyor. "Hah der. İşte hindi feth edebilirsiniz. El iznihi teala der. " Aksama doğru Erzincanlı şeyh Ebdirrahmani Erzincani hazretleri padişaha bi haber salar derki:
- Bu aksam bütün eskerlerinnen barabar benim misafirim ol. Padişah şaşırır. Bu gadek eskere hayvana nasıl yiyecek bulacak diyin düşünürken şeyh de helen Zey kövüne ayit caminin önündeki buglur sokularına üç beş kilo arpa üç beş kilo gedek de samani Bismillah der goyar. Bütün askerler hayvanlarının yemlerini buradan temin etsinler der. Koca Orduya ayit hayvanların bakıcıları, seyisleri bu üç beş kilo alabilen sokudan hayvanların yem torbalarına yiyecekleri gadek goyallar. Ne gadek alillarsa alsınlar sokudan ne arpa bitermiş ne de seman. Durumu hemeden padişaha sölemisler Padişah, "Tiz görüşmek dilerim." Demiş. Şeyh huzura vardığında :
- Padişah bu aksam yimegini Allah ne verdise bu fakir size ikram edecek der. Oracıkta bulunan bir kuzuyu kesdirir, bisittirir, Padişahın huzuruna ikram edildiğinde "Padişahım etini yiyin gemigini kuzunun postunun içine bırakın" der. Yimek yindikten sonra Abdirahman'i Erzincan'i hazretleri kakar gemikleri postun üstünü düzer. O vakit azaplardan bir tanesi "Bakak ne olacak " diye ayak gemiklerinden bir tanesini çalar. Neyse efendim şeyh gemikleri düzer, postun üstünüde örter elindeki çibiknan posta vurur. Kuzu hoplayıp melemeye baslar ama ayağı topaldır. Padişah "Niye topallar ki" diyince ayag gemiklerinden biri eksik padişahım der. Padisah gene sorar:
- Ecep Allah Bagdadin fethini nesip eder mi şeyhim
- Bagdadi isallah alacaksın yalaniz eskerlerinden genç Osman şehit olacak der.
- Ordu şeyhin heyir dualarinnan Zey'den ayrılır. Savasın en kızgın zamanında Genç Osman’ın atinin ayağı kayar. Şeyh te o vakit Zey’den cemaatin ögünde imamlık eder. Secde ederken yangislig eder. Yani cemaat onun yangaslig yaptığını beller. Namazdan sona sorallar. Deller ki Şeyhim ne olduku yangildiniz.
- Genç Osman’ın hendekten atlarken atinin ayağı kaydı, yardim ettim der. Bagdad'da savaş devam ederken Zey köyünde bi camiye ehtiyaç vardır. Camiyi yaptırmak uçun yirak yellerden ustalar getirilir ustalar çalisillarken sıcaktan bunallirlar, deller ki:
- Şeyhim köyde akan çayın suyu çok sıcak sovuk bi su olsa da içsek. Şeyh asasini yere vurunca yerden su fışkırmaya baslar. Bu suya Zey'liler "Dümbüldek" derler. Hala da kullanilmaktadillar. Gene caminin yapımında Şeyhin oğlu Mehemmed babasına derki "Baba olmaya ki kıble yanlış ola." "Şeyh oğlunun kolundan tutar Bak der, Kabe'yi görüyor musun?" Mehemmed bakınca Kabe’yi karşısında görür. Mehemmed utandığından köyü terk eder gider.
- Sultan Murat seferden galip döneriken şeyhin vefat ettiğini öğrenir. Bu günkü türbenin yapılmasını emreder. Adıyaman’a bağlı 25 köyün gelirini de bu türbeye vekfettigini tapu kayıtlarında görmekteyik. Bu köyler Hesenkendi, Mezgit, Çokpinar, Küllükres, gibi köylerdir. Halen bu türbenin sinir hastalarına eyi geldiği tecrübelerle görülmüştür.

https://youtu.be/DbWwTbicqAc?si=uoqlQcJcJEKYxmTV
26/10/2025

https://youtu.be/DbWwTbicqAc?si=uoqlQcJcJEKYxmTV

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, asrın felaketinin ardından ağır yıkıma uğrayan Adıyaman’ın Zey Köyü’nü ileri mühendislik teknikleri kullana...

Zey cami
12/04/2019

Zey cami

İnderesi (hıntırik)
04/04/2019

İnderesi (hıntırik)

10/03/2019
03/03/2019

03.03.2019

22/03/2018
Sizden gelecek fotografları bekliyoruz( zey)
22/09/2017

Sizden gelecek fotografları bekliyoruz( zey)

Zeyden güneş batımı
30/07/2016

Zeyden güneş batımı

Bütün annelerin anneler günü kutlu olsun
08/05/2016

Bütün annelerin anneler günü kutlu olsun

Address

Zey Köyü, Adıyaman’ın 7 Km Kuzeyinde Bulanan Merkeze Bağlı Bir Köy
Adıyaman
02000

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Zey posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share