15/03/2026
Proje, doğal peyzajın sürekliliğini kesintiye uğratmayan bir yerleşim fikri üzerinden geliştirildi. Yapı kütleleri arazi boyunca lineer bir düzen içinde konumlanırken, tüm bloklar manzaraya yönelerek çevreyle doğrudan ilişki kuracak şekilde yerleştirildi.
Bu yönelim, yalnızca bir görüş hattı değil; mimari kurgunun temel belirleyicisi olarak ele alındı. Kütlelerin yatay hareketi ve uzayan balkon-teras hatları sayesinde manzara cephesi bilinçli olarak genişletildi.
Yerleşimin merkezinde tanımlanan geniş havuz ve açık alanlar ise bu kütlelerin arasında yalnızca rekreatif bir eleman değil; yerleşimi organize eden kamusal bir mekânsal omurga olarak çalışıyor.
Yatay kütleler, geniş teraslar ve geçirgen zemin katlar sayesinde yapı ile peyzaj arasındaki sınır yumuşatılarak mimarlığın çevresiyle birlikte var olduğu bir yaşam kurgusu oluşturuluyor.