Saat ve çilingir

Saat ve çilingir her türlü anahtar saat tamiri ve satışı yapılır.her türlü pil bulunur.bıçak bileme ve çilingir işleri 7/24 yapılır.

07/05/2015
13/05/2012
antika saatler......
13/05/2012

antika saatler......

güneş saati...
12/05/2012

güneş saati...

10/05/2012

1-SAATİN TARİHİ
2-SAAT ÇEŞİTLERİ,MALZEMELERİ ve TEKNOLOJİLERİ
3-SAATLERDE KULLANILAN TERİMLER MALZEMELER ve ÖZELLİKLER

1-ZAMANIN KALBİ SAAT ( SAATİN TARİHİ )

Zamanın ve saatin değeri, insanlık tarihi ile başlar. Kullanımı ise çeşitli aşamalarla zamanımıza kadar ulaşır. Yıllar, aylar, haftalar, günler hep saate bağlı olduğundan saat; zaman ve tarihin kalp atışlarını gösterir. Zamanı gösteren alet olan saat; güneş, k*m, yağ ve su ile işleyen en ilkel şekliyle, M.Ö. 3000-2000 yıllarında Mezopotamya, Mısır, Hindistan ve Çin'de kullanılmıştır. Bunlardan en yaygını güneş saatleridir. Güneş saatlerinin Akdeniz havzası, Mısır ve Mezopotamya gibi güneş ışığının bol göründüğü orta kuşakta çıkıp geliştiği düşünülmektedir. Güneş saatleri özel olarak hazırlanmış bir mil gölgesinin, güneşin görülen hareketine uygun olarak, yine özel olarak hazırlanmış mermer, taş veya madenî bir zemin (kadran) üzerindeki hareketlerine göre zaman tayinine yarayan cihazlar olarak tarif edebiliriz.

Romalıların da güneş saati yaptıklarını bilmekteyiz. Ne var ki bunların hiçbiri İslâm ülkelerinin yapmış olduğu güneş saatleri kadar teferruatlı ve hassas değildir. İslamiyetle birlikte oruç ve beş vakit namazın emredilmesi, üstelik bu ibadetlerin vakitle sıkı sıkıya bağlı olması müslümanları, bilhassa öğle, ikindi ve şafak vakitlerinin başlama ve bitme anlarını tespit etmeye sevk etmiştir. Diğer dinlerde pek vurgulanmayan bu özellikten dolayı, güneş saatleri İslâm ülkelerinde daha teferruatlı ve hassas imal edilmiştir.
İslamdan sonra kurulan medeniyetlerde, her şehrin büyük camisinin bitişiğinde Muvakkithaneler bulunurdu. Muvakkithaneler zamanın belirlendiği yerlerdir. Buranın devlet tarafından vazifeli bir memuru olurdu ve Ezanlar buna göre okunurdu. Güneş saatleri Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de gelişmesini sürdürerek varlığını 20. yy. başına kadar devam ettirmiştir.
Zamanın tayini yalnız güneş saatleriyle değildi. Onunla paralel bir gelişme gösteren Astrolob ve Rubu tahtasıyla da zamanı ölçmek mümkündü. Mekanik saatlerin temelini oluşturan güneş, k*m, yağ ve su saatleriyle Rubu Tahtası ve Astrolob aletleri yerini zamanla daha gelişmiş mekanik saatlere bırakmıştır.

Güneş saatleri levha (kadran) üzerine bir çubuk dikilerek kadrandaki zaman dilimlerine çubuğun gölgesi düşmek suretiyle güneşin hareketlerine göre zamanın belirlendiği bir sisteme sahipti.

Su saatleri sürekli akan suyun belirli düzeylere gelmesi sonucunda her saat başı bir kapakçık açılmakta ve oradan dökülen bilyeler bir zilin üstüne düşmekteydi. On iki tane olan bu kapakçıkların açılıp kapanmalarını bir takım zemberek ve yaylarla hareket edebilen otomatlar sağlamaktaydı. Gelişmiş bir saat hakkında en eski bilgiyi, Einharat'ın Annales'in 806-807 senesinde, Alman İmparatoru Büyük Karl (Charlemagne)'a çok güzel bir su saati götürdüğü yazılıdır. Abbasi Halifesi Harun Reşid'in Alman İmparatoru Şarlman'a gönderdiği bu saatin tabiatı hakkında tartışmalar vardır. Bazıları su ile çalışan bir saat, bazıları da mekanik bir saat olduğunu söylerler. Her halükârda tarihin bize gösterdiğine göre, ilk mekanik ve ağırlıkla çalışan saatin mûcidi Müslümanlardır.

Saatler hakkında en eski ve önemli kaynak, Diyarbakır'da Artuklu Hanedanına 25 yıl hizmet eden, İsmail b. el-Cezeri'nin, 1205-1206 da yazmış olduğu "Kitab fi Ma'rifet el-Hıyel el-Hendesiye"adlı kitabıdır. Cezerî, bu minyatürlü eserinde, gayet ustaca yapılmış maymun, fil, cellat, yazar ve davulcu gibi su saatleri ve mekanik aletlerin yapılışını ayrıntılı olarak kaydeder. Osmanlılar döneminde, mekanik saatler ve saat yapımına dair bilinen ilk çalışma, III. Murat'ın (1574-1595) zamanında, İstanbul’da devrinin en önemli rasathanelerinden birini kurup onu en modern aletlerle donatan Takiyüddin'in (1526-1585) kaleme aldığı "Alat ıRasadiye Li Zic i Şehinşahiye, Sidretü’lMünteha ve Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yıldızlar" adlı üç eseridir. Bu eserlerden birincisinde (Alat-ı Resadiye'de) dokuz aletten söz edilir ki, sonuncusu bir saattir.

Saatler hakkında sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; saatlerin gelişiminde İslâm Medeniyetinin payı büyüktür.
1675’te saat teknolojisinde gelişmeler oldu. Artık saatler birkaç saat değil, sadece birkaç dakika sekiyordu. Böylece saatin kadranına dakikalar çizilip saate yelkovan eklendi.
1721’de George Graham’ın yaptığı sarkaçlı saat günde sadece bir saniye şaşıyordu.
1761’de John Harrison’un yaptığı saat o kadar dakikti ki deniz yolculuklarındaki ölçümlerde kullanılmaya başlandı. İngiliz hükümeti bu başarısını bu zamanın parası ile 10 milyon dolar vererek ödüllendirdi.
1800’de ilk cep kronometresi yapıldı. Saniye ilk kez cebe girmiş oldu. Yine bu yıllarda bol mücevherli (değerlitaşlarla süslenmiş) saatlerin yapımı çoğaldı.
1850’de Amerika’da ilk kez seri üretim saat yapılmaya başlandı.
1800’lü yılların sonlarından 1900’lüyılların ortalarına kadar üretilen saatlerin yoğun olarak kullanıldığı yer Türkiye idi. İsviçre’de üretilen saatlerin pazarı daha çok İstanbul’daydı.
1952 yılında pil icat oldu. Pil saatlere uyarlandı ve hiçbir mekanik saatin ulaşamayacağı dakiklikte pilli saatler üretildi.
1968 yılında elektronik saatler ilk kez piyasada görülmeye başlandı. İlk elektronik saati Seiko firması üretti.
1969’da Amerika’da Pulsar markasıda elektronik saatleri piyasaya sürdü.
1982’de Swatch firması pilli ucuz saat üretiminde başarı sağlayarak piyasayı canlandırmada öncülük etti. Yine bu yıl Seiko ilk kez video kaydı yapan saati üretti.

Bugün 25 yıl pil değiştirmeden çalışan, 2100 yılına kadar takvim günlerini kendi ayarlayan, ışık enerjisi ile çalışan, 11.100 metre derinlikte bile su almayan, internete bağlanabilen, digital fotoğraf çeken, müzik ve ses kaydeden, tansiyon ve kalori ölçen, pusulalı, derinlik, yükseklik, sıcaklık, basınç ölçen ve hatta konuşan saatler mevcuttur.
Saatlerin Çeşitleri ve Konumları; Saatlerin fonksiyonları bakımından üç gruba ayırmak mümkündür.
1- Cep saatleri
2- Ev saatleri
3- Kule saatleri
Şehirleri ve kasabaları süsleyen birer anıt ve sembol olan saat kuleleri, kentin en yüksek tepesine yada her yerden görülebilen meydanlara dikilir. Bu yapıları mevkilerine göre üçe ayırabiliriz.
1- Meydanlarda yer alan saatler
2- Yamaç ve tepelerde yer alan saatler
3- Bir yapı üzerinde yer alan saatler

Şark âlemi saati geliştirme şerefini hak kazanmışsa da, kule saati yapma geleneği Batılılarca gerçekleştirilmiştir. Tarihleri çok eskidir. Avrupa'da XIII. yy.'dan itibaren bu saatler kilise ve saray kulelerinde görülmeye başlar. XIV. yy.'da Astronomik sanatsal saatler kullanılmaya başlanmıştır. İtalya'da De'Dondi'nin 1348 ile 1362 seneleri arasında ve Fransa'da Henri de Vick'in Fransa Kralı V. Charles için 1360 dai nşa etmiş oldukları saatler, bunların ilk örnekleridir.

Saat kulesi yapma geleneği Avrupa'da XIV.y.y' da yaygınlaşmışsa da Osmanlı topraklarına, Kienitz'e göre Kanuni Sultan Süleyman döneminden (1520-1566) hemen sonra, XVI. yy'lın sonlarında başladığı kabul edilir. Kienitz'in bu fikrini, XVI. yy'da yapılan Banyaluka Ferhat Paşa Camii saat kulesi (1577) ve Üsküp saat kulesi destekler. 1593 de Üsküp'ü gezenbir Türk yazarı, şehirdeki saat kulesini yabancıların binaları arasında kayd etmiştir. Bu tarihten 67 yıl sonra H. 1071 / M.1660-1661 de Üsküp’e gelen Evliya Çelebi de saat kulesinden söz eder.

Saat kulesi yapma geleneğinin Osmanlı topraklarına XVI. yy. sonlarında yayıldığı fikrini iki seyahatname daha destekliyor. 1535-1555 tarihleri arasında Osmanlı topraklarında bulunan seyyah Hans Dernschwam "...burada ne bir kilise çanı ne de kule saati vardır." diye yazmaktadır. 1 Haziran 1560 da I. Ferdinant'ın elçisi olarak Kanuni'ye gönderilen Ogier Ghiselin Von Busbeck ise "...hiç bir millet başkalarından gördükleri faydalı şeyleri Türkler kadar benimsemez ve ondan yararlanmaz." demektedir. XVI. yy. lın sonlarında Osmanlı hayatına giren saat kulesi yapma geleneği XVIII ve XIX. yy. da batıdan doğuya doğru giderek artmıştır. Saat kulelerinin Anadolu'nun içlerine kadar yayılmasının en kuvvetli sebebi ise, II. Abdülhamid'in tahta çıkışının 25. seneyi devriyesinde (1901), valilere saat kulesi yapımıyla ilgili gönderdiği fermandır.

Saat kulelerinin ortak özellikleri şöyle sıralanabilir: Saatler her saat başı saat sayısı kadar veya saat başı tek vuruş yapacak şekilde imal edilmişlerdir. Bazı saatler her saat başı saat sayısına ilave olarak her yarım saatte çalarlar. Bazılarında ise, her saat başındaki vuruşlar bir iki dakika ara ile tekrar edilir. Büyük ağırlıklarla çalışan saatler, özelliklerine göre, haftalık, on beş günlük veya aylık olarak kurulabilir. Her kulenin bir veya daha çok saat kadranına ve çapına sahip olması bir başka ortak özelliktir.
1926 yılında Miladî yıl ve Alafranga saat uygulamasından sonra, saatler bu esasa göre ayarlanarak, Ezanî saat sistemi kaldırılmıştır. 1928 de Latin Harf ve Sayılarının kabulü üzerine bazı kulelerde saat kadranlarının biri Latin diğeri Arap rakamlarıyla muhafaza edilmiştir.
Kaynak:
- Anadolu Saat Kuleleri, Doç. Dr. Hakkı Acun.

10/05/2012

-SAAT ÇEŞİTLERİ, MALZEMELERİ VE TEKNOLOJİLERİ
1-Mekanik saatler
2-Quartz (Pilli) saatler
3-Hem pilli hem mekanik saatler
4-Işık enerjili saatler
MEKANİK SAATLER
Kurmalı ve otomatik saatler olarak iki çeşittir.
1-Kurmalı saatler: Kurma kolundan el ile(manuel) kurulur. Zemberek yayının açılıp kapanma suretiyle mekanik enerji depolar. Kurmalı saatler makinasının özelliğine göre belirli zaman aralıklarıyla kurularak sürekli çalışması sağlanır. Eğer enerjisi bittiğinde kurulmazsa saat çalışmaz.
2-Otomatik saatler: Yapı itibariyle kurmalı saatler gibidir. Tek farkı makineye takılı bir rotor sayesinde kurma işlemini kendi kendine yapmasıdır. Saat kolda hareket halindeyken rotor ileri geri dönerek zembereği kurar. Böylece kurma işlevi otomatik olarak sürekli yapılmış olur. Eğer otomatik saatler enerjisi bitinceye kadar hareketsiz kalırsa saat durur ve tekrar enerji depolamaya başlayıncaya kadar çalışmaz. Buda el ile kurmayla veya saati hareket ettirmeyle mümkündür. Mekanik saat üretiminde İsviçre çok gelişmiş teknolojiye sahiptir.Mücevher süslemeli son derece dakik mekanik saatler yapılmaktadır. Mekanik saatlerin ömrünü uzatmak için çarkların sürtünme noktalarına değişik sertliklerde taş ve madenler kullanılmaktadır. Bu sürtünmede aşınmayı en aza indirme saate uzun süre bakım yapılmamasını sağlayıp ömrünü uzatmaktadır.
Mekanik saatlerin ileri geri (balans)ayarı her kişiye göre değişir. Çok hareketli insanlarda saat ileri giderken daha hareketsiz insanlarda aynı saat geri kalabilir. Bu tarz durumlarda mekanik saatler o kişiye has ayarlanmaktadır. Aynı zamanda mekanik saatlerin ileri geri(balans) ayarını yerçekimi kuvveti de etkilemektedir. Bu etkiyi sıfıra indirmek için birazda pahalı olan Tourbillion sistemi geliştirilmiştir. Tourbillion saatin çalışan mekanizmasının yerçekimi kuvvetinden etkilenmemesini sağlayan bir sistemdir. Bu tür saatler İsviçre saat teknolojisi ile yapılmaktadır.
QUARTZ(PİLLİ) SAATLER
1952 yılında pil teknolojisinin saatlere uyarlanması ile mekanik saatlerde saatin mekanik enerjisini sağlayan zembereğin yerini quartz saatlerde pil almıştır. Yalnız pil tek başına yeterli olmamış gerekli enerjiyi ritmik ve düzenli seviyede tutmak için entegre ve bobin kullanılmıştır. Pilli saatlerde Analog ve digital (elektronik) olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
1-Analog (Quartz) saatler: Akrep, yelkovan ve saniye ibreli olup kadran üzerine saat ve dakika göstergesi çizilerek saatin kaç olduğu bilinmektedir. Bu saatlere tarih, alarm, zaman tutucu (chronograph) özelliği de eklenmiştir. Hem digital hem analog bir arada olan saatlerde dünyada öncülüğünü yapan Casıo firmasının çok modelleri vardır ve bu saatlere pusula (compass), basınç ölçer (barometer), sıcaklık ölçer (thermometer), yükseklik ölçer (altimeter), derinlik ölçer (depthmeter) özelliklerini eklemeyi başarmıştır. Tissot firması bir adım daha ileri giderek bu özellikleri bir araya getiren saate 1999 yılında ilk kez dokunmatik safir camı kullanarak bir devrim yapmıştır.
2-Digital (elektronik) saatler: Analog saatlerdeki bobin bu tür saatlerde yoktur. Pil, entegre ve mürekkepli cam sayesinde elektronik olarak çalışarak zamanı gösterir. Digital saatlerde saniyenin ritmini ve enerji dengesini entegre üzerindeki parçalar sağlar.
Digital saat çok hızlı gelişen bir teknolojidir. Bu saatlere her türlü özellik eklenmektedir. Alarm, perpetual tarih, kronometre (cronograph), pusula (compass), basınç ölçer (barometer), sıcaklık ölçer (thermometer), yükseklik ölçer (altimeter), derinlik ölçer (depthmeter), fotoğrafve video kaydı, ses kaydı, mp3 çalar, kalori ve tansiyon ölçer, nem ölçer (hygrometer), internete bağlanabilen, hafızalı ve konuşan saatler üretilmektedir.
HEM PİLLİ HEM MEKANİK SAATLER
Bu saatlere İsviçre Autoquartz ismini verirken Japan Seıko firması kendine has bir özellikle Kinetic ismini vermiştir. Seıko kinetic enerjiyle (hareket enerjisiyle) çalışan bu saatlerde çok kaliteli modeller yapıp dünya saat sektöründe adından bahsettirmeyi başarmıştır. Hareket enerjili bu saatler, pilli saatler gibi pil enerjisini kullanırlar farkı ise şudur; otomatik saatlerde kullanılan rotor bu saatlerde zembereği değil de makinaya has özel şarzlı pili doldurur. Bu şarzlı piller küçük bir jenaratördür, ömrü 15-25 yıl arasında değişmektedir. Saatin kolda hareket etmesi ile rotorun dönmesi sonucunda şarzlı pil sürekli şarz olmakta ve aynı zamanda normal pil gibi saatin çalışmasını da sağlamaktadır. Bu da saatin uzun yıllar pil ihtiyacını gidermektedir.
IŞIK ENERJİLİ SAATLER
Bu tarz saatlere casıo ve orıent firmaları light power ve tough solar ismini verirken citizen firması eco drive ismini vermiştir. Bu saatlerde şarzlı pil kullanmaktadır, yalnız kineticlere göre farkı rotor kullanılmamıştır. Işık enerjili saatlerde saatin kadranına ışıkenerji sistemi yerleştirilmiştir. Işığı gören bu sistem ışığı enerjiye dönüştürüp pili şarz eder. Pil sürekli şarz halinde olduğu için saat düzenli çalışır. Bu yapıdaki saatlerde hem analog hem digital olarak mevcuttur.

10/05/2012

-SAATLERDE KULLANILAN TERİMLER-MALZEMELER ve ÖZELLİKLER
QUARTZ: Saatin pil enerjisi ile çalıştığını gösterir. (Çoğu saatte yazdığı için halk arasında quartz yazısı marka ismi zannedilir. Oysa marka değil, sadece saatin pilli olduğunu gösterir.)
AUTOMATIC: Saatin pilsiz olup hareket enerjisi ile dolduğunu gösterir.
MECHANİC (mekanik): Saatin pilsiz olup kurma kolundan kurulduğunu gösterir.
KINETIC: Saatin pilli sistemde hareket enerjisi ile şarz olup çalıştığını gösterir.
AUTOQUARTZ: Saatin pilli sistemde hareket enerjisi ile şarz olup çalıştığını gösterir.
ECODRIVE (LIGHT POWER): Saatin pilli sistemde ışık enerjisi ile şarz olup çalıştığını gösterir.
ANALOG: Saatin Akrep-Yelkovan göstergeli olduğunu gösterir.
DIGITAL: Saatin elektronik olduğunu gösterir.
ANADIGI: Tek saat içinde hem analog hem digital saatin birlikte olduğunu gösterir.
DUALTIME: Çift zaman göstergeli, yani iki ayrı saat göstergesi.
GMT: Ülkelerin saat farkı göstergesi kısaca dünya saatleri deniyor.
SAPPHIRE: Safir cam. Çizilmez, sert cam.
MINERAL GLASS (KRİSTAL CAM): Kırılmaya dayanıklı cam.
CHRONOGRAPH: Zaman tutucu. Piyasada kronometreli diye tabir edilen özellik aslında chronograph’tır.
CHRONOMETER: Saatin şaşma payının olmadığı, doğru gittiği test edilmiş olup bu konuda sertifikalı olmasıdır. Böyle sertifikalı saatlerin sertifikası, her yıl yenilenir. İsviçre'nin resmi test istasyonlarında (c.o.s.c ) 'nin zorlu testlerinden başarıyla geçmiş saatlere verilen tanım olmakla beraber kronometre ibaresi her saat yapımcısının kendi kendine saatin üzerine yazabileceği bir ibare değildir. Söz konusu testler 15 gün ve gece süren , saatin 5 ayrı pozisyonda ve hızla değişen ısılar altında yapılan testlerdir.
RETROGRADE: Analog saatlerde ibrenin kendiliğinden otomatik olarak sıfırlanmasıdır.
PERPETUAL CALENDER: 2100 Yılına kadar saatin takvimini ay sonlarını şaşmadan otomatik olarak kendi kendine ayarlamasıdır.
MOONPHASE (monfeiz) : Ayın evrelerini gösterir.
HYGROMETER: Havanın nem oranını ölçer.
STAINLESS STEEL: Birinci sınıf kaliteli cerrahi çelik. Bütün saatlerde stainless steel yazmasına rağmen, çeliğinde markadan markaya farkı ve kalitesi vardır.
TITANIUM: Çelik gibi sağlam olup %40 daha hafif bir madendir. Dayanıklı ve kuvvetli bir maden olup çizilmeye de dayanıklıdır. Çeliğe alerjisi olanlar için çok iyidir. Çünkü anti alerjiktir.
BICOLOR: Çift renkli. Saatlerin sarı beyaz, kızıl beyaz gibi iki renkli olmasından dolayı kullanılan tabirdir.
PEARL: Sedef kadran.
LIMITED EDİTION: Saatin sınırlı sayıda üretilmiş olduğunu gösterir. Numaralıdırlar.
JEWELS: Çarkların sürtünme noktasındaki aşınmayı engellemek için yerleştirilen taş sayısı. Örneğin: 21jewels-21 taşlı demektir.
SCREW-IN CROWN (VİDALI-KİLİTLİ TEPE): Saatin su geçirmezlik oranını yükselten kurma kolu.
INDIGLO: Analog saatlerde zemin aydınlatma ışığı.
ILLIMINATOR: Elektronik digital saatlerde zemin aydınlatma ışığı.
KADRAN: Saatin üstten iç görüntüsünü sağlayan levha.
FLYBACK: Cronograph’ın tek tuşla aniden sıfırlayıp tekrar baştan start almasıdır.
ANTI-REFLEKTIVE: Yansıma yapmayan cam. Saatlerde tek taraflı ve çift taraflı anti-reflekte cam olmak üzere iki çeşit kullanılmaktadır.
POWER RESERVE: Güç göstergesi. Saatin enerji seviyesini gösterir.
BEZEL (DÖNER ÇERÇEVE): Saatin üstündeki döner çerçeve. Chronograph (zaman tutucu) özelliği olmayan saatlerde chronograph (zaman tutucu) olarak kullanılır.
CERAMIC: Saatin seramikten yapıldığını gösterir. Seramikten yapılan saatler çizilmezler. Yalnız saatlerde seramiğe başka madenlerde karıştırılarak kırılmaya dayanıklı olması için esnekleştirilirler.
TUNGSTEN: Saatin tungsten madeninden yapıldığını gösterir. Bu tarz saatlerde çizilmezler.
TACHYMETER (TAKİMETRE): Araçların hızını ölçmeye yarar. Bu özelliği genelde pilotlar kullanır.
RADIO CONTROLLE: Frekans kontrollü saat. Bu özellik Avrupa'da vardır. Bu sistem Türkiye’de kurulu değildir. Sistemin kurulu olduğu bölgelerde saat frekans alarak otomatik olarak kendini ayarlar. Ayarı bozulmaz.
TOUCH SCREEN: Camdan dokunarak ayarlanıp fonksiyonlarının aktif hale getirilmesi.

Saatlere anlamlar yükleyip modern hayatın bizi nasıl kıskıvrak yakaladığından filan şikâyet etmeye hakkımız yok, dünyada...
09/05/2012




Saatlere anlamlar yükleyip modern hayatın bizi nasıl kıskıvrak yakaladığından filan şikâyet etmeye hakkımız yok, dünyadaki ilk günlerinden beri insanlar bir şekilde zamanı ölçmeye çalışmışlar. Yani aynen saçlarımız gibi saate olan merakımız da atalarımızdan miras kalmış. Güneşin gökyüzündeki hareketlerine bakmışlar, gölgeleri izlemişler, üzerinde işaretler olan ve yandıkça işaretleri silinen mumlar denemişler, yağı bittikçe zamanın geçtiğini anlatan gaz lambaları ve k*m saatleri yapmışlar. Uzak Doğu'da, yakılan tütsünün ne kadarının bittiğine bakılırmış. Su saatleri, hava bulutlu olduğunda çalışmam diye tutturmadığından daha tutarlı ölçümler yapılmasını sağlamış. İlk su saati, milattan önce 1500'de gömülen firavun 1. Amenhotep'in mezarında bulunmuş. Antik Yunanistan'da da milattan önce 325'ten beri su saatleri yapılırmış. Yunanlar, su saatine "su hırsızı" dermiş. Taştan yapılan su saatlerinin içine işaretler kazınırmış ya sürekli aynı hızda damlayan suyun içlerine dolmasıyla ya da içlerindeki suyun boşalmasıyla zamanı bildirirlermiş.


Başka bir su saati de su dolu bir küvetin içine altı delinmiş metal bir kova konarak çalışıyormuş. Minik delikten su almaya başlayan kova, batmaya başlıyor ve belirli bir zaman sonra tamamen batıyormuş. Su saatleri, önceden sadece geceleri kullanılırmış ama güneş saatlerinden daha güvenilir oldukları anlaşıldıktan sonra gündüzleri de kullanılır olmuş. Tabii bunu düşünenler yanılıyormuş, bunun anlaşılması uzun sürmemiş.

Suyun akışını belli bir tempoda tutmak, o zamanın teknolojisiyle çok zor olduğundan, suyun miktarına göre zaman belirleyen mekanizmalardan kısa sürede vazgeçilmiş ve daha tutarlı sistemler aranmaya başlanmış. Modern teknolojinin artık devreye girmesi gerekiyormuş. Bir süre modern su saatleri de yapılmaya çalışılmış ama geleceğin mekanik saatlerde olduğu sonunda anlaşılmış.

Quartz kristalli saatler, hâlâ popüler ve ucuzdur. Fiyatlarına göre başarılıdırlar ve arada bir biraz geç kalsalar da herkesin koluna takabileceği saatlerdir. Üstelik atalarına göre epey gelişmişlerdir. Örneğin, ilk mekanik saatlerde bırakın saniyeyi, dakika bile yoktu. 12 saatte bir başa alınmaları ve kurulmaları gerekiyordu. Saatlerin taşınmasının sebebi zamanı göstermeleri değil, şık kabul edilmeleriydi ve ilk mekanik saatler, saati pek de doğru düzgün gösteremiyordu. Duvar ve masa saatlerinde başarı sağlanmıştı ama o devasa mekaniği taşınabilir hale getirmek için güvenilirlikten feragat ediliyordu. Saatin gelişimini, 1500'lerden başlayıp önemli tarihleri sayarak kısaca özetleyebiliriz. Kaç dakikada okuduğunuzu kolunuzdaki saate bakarak ölçebilir sonra da ironiyi kavrayıp keyiflenebilirsiniz.



1656'da ilk sarkaçlı saat üretildi. Sarkaç mantığını Galileo'nun bulduğu düşünülür, hatta çizdiği ama yapamadığı bir tasarımı olduğu söylenir. 1660'da saatler sadeleşme eğilimine girdi, şıkır şıkır saatler artık kadın saatleri olarak görülüyordu. 1675'te teknik iyileştirmeler yapıldı, artık saatiniz bir günde birkaç saat değil, sadece birkaç dakika sekiyordu. Böylece saatin kadranına dakikalar çizilip saate yelkovan eklendi. İngiltere kralı, saatini yerleştirmek için cepler diktirdiği yeleğiyle ilk kez halkın önüne 1675'te çıktı.

1704'te Dullier adında bir üretici, pirinç parçaların bazılarını mücevherlerle değiştirmeyi denedi. Sonuç, ucuzlama trendine giren saatler arasında fiyatıyla soyluların iştahını kabartan yeni bir alternatifti. Bugün yüksek fiyatlarla satılan prestijli saatlerin ilki diyebiliriz sanırız Dullier'e. 1725'te ucuz saatlerin bir yerine de kıymetli taş koyma modası başlayıp bir süre devam etti. 1750'de ilk kez bir üretici saate kendi ismini verip marka yaratmaya kalktı.

1721'de George Graham'in yaptığı sarkaçlı saat, günde sadece bir saniye şaşıyordu. 1761'de John Harrison'ın yaptığı saat o kadar dakikti ki deniz yolculuklarındaki ölçümlerde kullanılmaya başlandı. İngiliz hükümeti, bu başarısını, bu zamanın parasıyla 10 milyon dolar vererek ödüllendirdi. Bu saat, günde saniyenin beşte biri kadar şaşıyordu.

1800'lere kadar bol mücevherli ve işlev açısından birbirinden farksız saatler üretilmeye devam edildi. 1800'de ilk kez bir cep kronometresi yapıldı, yani saniye ilk kez cebe girdi. 1850'de Amerika'da ilk kez seri üretim saat yapılmaya başlandı.

1952'de ilk kez kurulmayan bir saat üretildi, bu saat, "pil" denen mucize sayesinde çalışıyor ve hiçbir kurmalı saatin ulaşamadığı dakikliğe ulaşıyordu. 1970'de elektronik saatler piyasada ilk kez görüldü. Bugün uzaktan k*mandalı, MP3 çalan, fotoğraf çeken saatler var. Tabii bu da yetmiyor, hepimiz büyük heyecanla Dick Tracy ve Batman'in her tarafından bir şeyler çıkan saatlerini bekliyoruz.

Kaynak: http://www.cerezforum.com/icatlar-ve-kesifler/17690-saatin-icadi-ve-gelisimi.html

Saatin Kesfi-Saat çeşitleri Saatin insan hayatındaki büyük rolü herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Kolumuzda, cebimizde taşıdığımız, masamızın üz

09/05/2012

Bilinen en eski kilitler, dört bin yıl önce kullanılmış olan tahta Mısır kilitleridir. Bu kilit örneklerine, hem piramitlerde, hem de o tarihlerden kalma alçak kabartmalarda rastlanmıştır. Söz konusu kilitler, içi boşaltılmış dili bulunan pimli bir türdü. Anahtarı, eğri ucunda pimler bulunan, yassı bir tahta çubuktan oluşurdu. Anahtar kilide sokularak yukarı doğru kaldırıldığında, pimler, lokmadan dilin içine sarkan pimleri yukarı doğru kaldırıp, dilin geri çekilmesini sağlardı. Bu kilitler yaklaşık 60 cm büyüklükte yapılıyordu.Mısır kilidinin bir türü, iskandinavya ve ingiltere gibi bazı ülkelerde, XX. yüzyılın sonlarına kadar kullanıldı. Ama bunlarda anahtar, dilin içinden değil de, lokma üstündeki bir delikten pimlere ulaşır ve dil, anahtardan ayrı çekilirdi.Eskiden çok kullanılan bir başka kilit türü de, Çin'de dünyanın başka bölgelerinde rastlanan, çengel-yay ilkesine göre çalışan asma kilitti. Bu kilidin dilinde, içine bir yaprak yayın girip sıkıştığı çentik (Bazen bir çıkıntı) vardı. Düz bir metal lama biçimindeki anahtar, dilin içine sokulur, yaya bastırarak, çengelleri girintiden kurtarır, böylece dil geri çekilirdi.Başka bir yalın kilit türü de, vida hareketli asma kilittir. Bunun anahtarı yalın bir cıvatadır. Anahtar döndürülürken, göbek geri çekilerek kelepçeyi serbest bırakır. Bütün Avrupa'da kullanılmış olan bu kilit, iran'da hala yapılmaktadır.Ne var ki, herhangi bir anahtarla açılabildiklerinden, eski kilitlerin hiçbiri güvenli değildi. Özel biçimli anahtar gerektiren ilk madenî kilitler, Romalılar tarafından yapıldı. XIII. yüzyılda Avrupa'da yaygın olarak kullanılan bu dişli kilitler, kilit içindeki çıkıntılar nedeniyle, yalnızca kendi anahtarıyla açılabilirdi. Her anahtar diline, belirli bir kilidin dişlerine geçecek ayrı bir biçim verilirdi. Bazen anahtarlar, hareketsiz bir çıkıntıya uyacak boru biçiminde de yapılırdı. Bu durumda kilit, yalnızca bir yandan kullanılabilirdi. Ucu çıkıntılı, içi dolu anahtarlarsa, kilide iki yandan da girebilirdi. Romalılar, yüzük olarak takılabilecek kadar küçük anahtarlar yapmışlardır.Söz konusu dönemde, kilit yapımı ustalık isteyen bir iş haline geldi ve bir dizi olağanüstü diş çeşidi üretildi.Bazı türlere, dili kapalı tutmaya yarayan yaylar eklendi. Anahtar dişlerinin yayı dilden iterek çıkardığı, arkadan yaylı kilitler yapıldı. Ama, arkası yaylı kilitler, eski Mısır kilitleri kadar bile güvenli değildi. Kilit, dilin ucuna uygulanan herhangi bir baskıyla açılabiliyordu. Bazı dişli kilitleri açabilen maymuncuklar da üretildi. Ayrıca, bir ek güvenlik önlemi olarak, anahtar deliğini gizleyen levhalar ve kilidi kurcalayanı yanıltmaya yarayan yalancı anahtar delikleri geliştirildi. Ana dilin harekete geçirdiği manivelalarla çalışan, çok dilli, dişli kilitler de vardı. Bunlara bazı eski sandıklarda hala Taşlanmaktadır. Ama, yalnızca ana dilin yerinden oynatılmasıyla açıldıklarından, pek güvenli sayılmazlar.Modern kilitler: Gerçek anlamda güvenli kilit yapımı, XVIII. yüzyılda pimli (Tümler) kilidin bulunmasıyla başladı. Bu kilitlerin pimi, dil üstündeki bir deliğe giren bir mandal ya da diştir. Anahtar bu mandalı kaldırır. Pimli kilidin yalın türünde pim, bir maymuncukla kaldırılabilir; ama 1778'de ingiliz Robert Barron'un geliştirdiği çift etkili kilitte, dilin çekilebilmesi için, karşılıklı iki (Sonradan ikiden çok) pimin, uygun yüksekliğe kaldırılması gerekir (Herhangi bir pimin gereğinden çok kaldırılması durumunda, söz konusu pim üstteki bir deliğe takıldığından, dil gene çekilemez). Çok pimli kilit, günümüzde de birçok kilidin temelini oluşturur. Barron pimli kilidinin ilginç bir türü, 1818'de Jeremiah Chubb tarafından patenti alınan düzenektir.Bu tür kilit kurcalandığında, bir pim yükseltilmiş durumda kalır ve doğru anahtarla geriye doğru döndürülene kadar, sürgünün açılmasını önler.Barron'un çift etkili kilidi gibi, XVIII. yüzyılda geliştirilen bir başka kilit de, Bramah kilididir. Bu kilit, değişen boyutlarda çentikleri bulunan boru biçimli bir anahtarla açılır ve çentikli diyafram plakası ile birkaç tane yaylı radyal kızak içerir. Çentikli anahtar kızakları, diyaframın üstündeki çentiklere uyana kadar iterek, kilidin silindir biçimindeki göbeğinin döndürülmesini sağlar.Günümüzde sokak kapılarında en yaygın kullanılan kilit, birçok kilidin en olumlu özelliklerini birleştiren silindir biçimli, pinıli Yale kilididir. Yale kilidi, 1848 yılında Connecticut'lı (A.B.D.) Linus Yale tarafından bulunmuş ve oğlu tarafından geliştirilmiştir. Silindir içindeki lokmanın dönüşü, Mısır kilidindeki pimlerin boşaltılmış sürgü içine uzanmasına benzer biçimde, lokma içine uzanan beş pimle önlenir. Pimler üst ve alt yarılara bölünmüştür; alt yarılara (tümler), üst yanlara adı verilir. Hem pimler, hem de iticiler, değişik uzunlukta yapılır. Yalnızca uygun ağzı olan bir anahtar, lokmanın dönmesini sağlayarak, beş pimi uygun yüksekliğe kaldırabilir. Pimli kilitler yayla donatılmıştır. Böylece, uygun bir anahtarla açılmadıkları sürece, kilitli durumda kalırlar.Şifreli kilitler: Şifreli kilidin sürgü ya da kelepçesinde yuvalar vardır. Bu yuvaları halkalar çevreler. Halkaların dış yüzeyinde harf ya da sayılar, iç yüzeyindeyse deliklere uyabilen uzantılar bulunur. Sürgünün çekilebilmesi için, halkaların doğru biçimde sıralanması gerekir. Sözgelimi kilitte, herbirinin üstünde yüz sayı bulunan üç halka varsa, içlerinden yalnızca birinin kilidi açacağı bir milyon olası birleşim vardır. Şifreli kilit, Avrupa'da XVI. yüzyıldan bu yana bilinmektedir, ama eski örnekler günümüze kalmamıştır. Modern türlerin önünde, içindeki halkalar bir sıraya girene kadar ileri sürülen bir gösterge bulunur. Şifreli kilitlerin çoğu, zaman zaman şifreleri değiştirilebilecek biçimde düzenlenir.Kasalar: Kasalar, genellikle şifreli kilitlerle donatılır. Bunlarda, içine patlayıcı maddelerin yerleştirilebileceği anahtar delikleri bulunmaz. Bazılarında saatli kilit mekanizmaları da vardır. Böylece kasa, şifreyi bilen kişi tarafından bile, belirli saatler dışında açılamaz.Elektronik kilit: 1970'lerde A.B.D'ndeki bazı yapılar, tuşlu telefon ilkesine göre çalışan elektronik kilitlerle donatılmaya başlandı. Bu kilitlerin dışında, basıldığında elektronik sesler veren birkaç yaylı tuş vardır. Doğru ses tonları kilidi çalıştırır. Gelişigüzel saatlerde onarım yada koruma personelinin girip çıktığı yerlerde bu kilit, anahtar gerektirmemesi bakımından kolaylık sağlar. Ayrıca hem açılması zordur hem de güvenlik nedeniyle şifre sık sık değiştirilebilir.

09/05/2012

Address

Atatürk Mah Istiklal Caddesi No:89/B
Izmir
35080

Telephone

+905425810986

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Saat ve çilingir posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category